istos kitapları, elenika, politika, historika, foti benlisoy, benlisoy, rumlar, istos satış, yunanca, istanbul mutfağı
Anlatılan Şehrin Hikâyesidir!
 
 
 
 

Büyürken Çekilen Acılar

lb48
01 Mayıs 2013  |  Kaynak: http://kitap.radikal.com.tr/Makale/buyurken-cekilen-acilar-359085

Büyürken çekilen acılar ŞÂMİL YILMAZ

Kostas Tahçis, modern Yunan edebiyatının önemli isimlerinden biri. Kökleri Doğu Trakya’ya dayanan yazar, hem yapıtları hem de yaşamıyla kayıtsız kalmanın güç olduğu bir isim. Tahçis bir gezgin; 1956-64 yıllarını, tek başına, Batı Avrupa, Avustralya, Amerika ve Afrika’yı dolaşarak geçirmiş. Bir çevirmen ve rehber. Bir öğretmen, yardımcı yönetmen, müdür, tezgâhtar ve demiryolu memuru. Kısacası birçok işe girip tutunmamış bir iş’verilemeyen. Hatta yaşamının son dönemlerinde hiç eser vermeyişine baktığımızda, yazarlıkla bile arasına mesafe koymuş bir isim Tahçis. Yazar, geçtiğimiz günlerde yayımlanan Artakalan’da şöyle sesleniyor okuruna: “Dünyada var olan o kadar meslek içinden sadece birini bütün bir ömür boyunca sürdürmek, bize bahşedilen bu eşsiz ve yinelenemez hayatın tamamını tek bir meslekle geçirmek düşüncesi beni tiksindiriyordu.” Bazı okurlar yazarla yapıtı arasındaki örtüşmeyi önemser, Tahçis bir tarafıyla böyle okurların yazarı işte.

Bunların da ötesinde, Cunta ve sansüre karşı mücadele etmiş bir aydın ve belki de en önemlisi, 1988 yılında evinde faili meçhul bir cinayete kurban giden bir eşcinselle karşı karşıyayız, bu yırtıcı ayrıntıya tekrar döneceğim.

Artakalan, bütününe bakıldığında bir büyüme hikâyesi. Neredeyse kronolojik bir akış içerisinde, çocukluktan ilk gençliğe, ilk gençlikten yetişkinliğe doğru ilerliyor bu yüzden. Her hikâye yan temalarla saçaklanıp genişlese de, merkezde yazarın kendi cinselliğini keşif süreci var. Yazarın kendi cinselliğine doğru derinleştiği; kişisel tarihinin toprak altından çıkardığı olgulara yazı aracılığıyla bir kez daha baktığı bir çeşit arkeolojik kazı gibi düşünmek lazım Artakalan’ı.

Metinde kurmacayla biyografi arasındaki o ara bölgede, farklı benlerin birbirlerine dönüşüp ayrıştıkları bir hareket yakalamış Tahçis. Çok sesli bir tekillik diyelim biz buna. Tek bir hayat nasıl sadece bir iş ya da ülkeyle geçirilemeyecek kadar “eşsiz ve yinelenemez” kabul ediliyorsa, aynı hayatı tek bir ben’in hükmüne devretmekte de benzer bir sorun görmüş olmalı yazar. Daha ilk öykü olan Para Üstü’nde, karakterle arasına bir mesafe koyarak konuşan anlatıcı, hikâyenin sonunda bu mesafeyi kapatıp doğrudan seslenmeye başlıyor okuruna. Bu noktadan sonra da yazarla anlatıcıların, anlatıcılarla anlatıcıların birbirlerine yakınlaşıp uzaklaştığı bir hareketin içine düşüyoruz. Metni yayına hazırlayan Seçkin Erdi’nin saptaması dikkate alınmalı; Artakalan, “hikâyeyle otobiyografinin sınırlarında gezinen bir tiyatro oyunu” gibi. Sahne nasıl çoğul seslerden tekil bir anlam üretiyor, bu sesleri tek bir merkezde sabitlemeden bir çeşit bütünlük duygusunu mümkün kılıyorsa, yazarın benleri de hikâye biçimi içinde benzer bir işleve soyunmuşlar.

Hikâyeyle otobiyografinin sınırlarında Artakalan, anlatılan hikâyelerin sıradışılığının dili deforme etmediği metinlerden. Tahçis, olağan dilin içine yerleşmiş. En sınır deneyimi dahi bir çeşit sıradanlığın içinde hikâye ediyor. Deneyimin dili sıkıştırdığı, kast dışı öznenin anlatının yapısına saldırıp deforme ettiği neredeyse tek bir an bile yok. Dildeki alışıldık sentaksın dışına doğru hamleler yapmıyor Tahçis. Bir Burroughs ya da Kathy Acker değil bu yüzden. Bunun yerine ev içlerine, iş yerlerine, okul koridorlarına oradakilerin diliyle sızıyor. Dil düzeyinde değil doğrudan yaşantı düzeyinde işleyen, daha çok anlatılan anların atmosferine ve ruh hallerine yoğunlaşan bir üslubu var yazarın. Öteki arzunun dilini aramıyor bu yüzden kitap.

Fakat biçimsel uzlaşmanın dili de değil bu. Bir şey derin bir uykuya yatırılmış hikâyelerin içinde. Dilsel olgular yalın bir sessizlik, neredeyse bir çeşit uyuşukluk içinde yerleştikleri gerçekçi yatakta ilerlerken, bu sessiz uyuşukluğun kör alanlarına, gizil derinliklerine yerleşen netameli bir şey var. Artakalan işte tam da bu derinlerdeki şeyin peşine düşülerek okunması gereken bir kitap. Hep adı konmayanın gölgesi eşlik ediyor hikâyelere. Şiddet, baskı, pedofili, ya da eşcinsellik gibi mesellerin belirli bir okur çevresinde yaratması muhtemel tedirginlikten bahsetmiyorum. Hikâyeler, bir noktaya kadar, tüm bu meseleleri dilin olağanlığı içinde yutup tüketiyor zaten.

Sessiz fakat tedirgin edici Artakalan’da bunlar anlatıldıktan sonra da tükenmeyen bir artık var. Kitap, dil malzemesini doğrudan bilince vermiyor göründüğü yerde, o dilin sadeliğindeki ürkütücü uğultuyu bir fazlalık olarak bırakıyor okurun önüne. En şiddetli deneyimleri bile tıkır tıkır bir kayıtsızlıkla işleyen dilin, sessiz fakat tedirgin edici etkisiyle yüz yüze getiriyor bizi Tahçis.

Tam da burada yorumu kendi sınırına doğru zorlamak gerekiyor işte: Yazarın ölümünün ardındaki soru işaretleri nasıl somut olarak yaşanmış bir hayattan artakalansa, toplumsal gerçeklik dediğimiz yapıda cevaplanmadan kalan bu ‘artık’ soru, Artakalan’ı benzerlerinden farklı bir kitaba dönüştürüyor. Gerçek hayat bağlamında yapının dışına kusulan yazarın ölümü, yapıt düzeyinde de içerilemeyen fakat bir ‘artık’ olarak yaşamını sürdüren ‘o şey’le örtüşmüş. Yapıntı olanın yazgısal olanla yan yana durduğu tuhaf bir aralıktayız artık. Tahçis’in ölümüne bir dil vermeyen toplumsal ve tarihsel bağlam, o dili –neredeyse yapısal bir sezginin kaçınılmazlığıyla- ölümünün gizli işaretlerine dönüştüren yazara yakalanıyor (hatta yazar bile, özellikle son öyküde kadın düşmanlığına açılan sözleriyle o gizil tuzaktan kaçamıyor). Kısacası, faili meçhul kalan suçun ağırlığı gibi bir şeye yakalanacaksınız Artakalan’ı okurken.

Ve alttan alta, o suçun asıl muhatabının tam da kullanılan dilde gizlendiğini; okumanın kendisinin dil düzeyinde suçluyla tekinsiz bir karşılaşmayı ima ettiğini sezeceksiniz…

ARTAKALAN Kostas Tahçis Çeviren: Esra Özsüer İstos Yayınları 2013, 168 sayfa, 15 TL.

© Copyright 2012, istos yayıncılık
istos yayıncılık  Mumhane Cad. No: 39 Aziz Andrea Manastırı Hanı Kat 5 Karaköy/İstanbul
Tel: +90 212 243 41 61 Faks: +90 212 292 79 75 E-posta: info@istospoli.com




yükleniyor