istos kitapları, tanıklıklar, politika, nikos kazancakis, papa eftim, rum azınlık, balat, punto dağıtım, ayvalık, grafik roman
Anlatılan Şehrin Hikâyesidir!
 
 
 
 

Radikal Kitap // Komşularımız nasıl kayboldu?

lb10
07 Eylül 2012  |  Kaynak: Radikal Kitap |  http://www.radikal.com.tr…

İstanbul'un ve Anadolu'nun "Türkleşme" sürecini Rumların penceresinden izlemek için iyi bir kaynak İstanbullu Rumlar kitabı. Elbette kitaptaki tüm görüşlere katılmak zorunda değilsiniz.

*

Yaklaşık bir asırlık dönemde Anadolu ’nun ve İstanbul ’un insan yapısında inanılmaz bir değişim yaşandı. Geç gelen “ulus-devlet” bilincinin savaşlarla harmanlanması, cumhuriyet Türkiye ’sinin kuruluşuna trajik “yok oluşlar”ın eşlik etmesini de beraberinde getirdi. Anadolu ’nun ulusal zenginliği ortadan kalktı, İstanbul ise tek kelimeyle “çoraklaştı”. 1920’de bile, yani 1915 “büyük Ermeni tehciri ”nden yıllar sonra bile, Diyarbakır ’da Müslümanların toplam nüfusun yüzde 40’ını oluşturduğunu, bunların yarı yarıya kendilerini Türk ve Kürt diye tanımladığını, kent nüfusunun Katolik ve Ortodoks Rumlar, Ermeniler, Süryaniler, Yezidiler, Keldaniler ve diğerlerini barındırdığını biliyor muydunuz? Bir imparatorluk başkenti olarak İstanbul ’un zenginliğini varın siz değerlendirin... Ama hiç kuşku yok ki, İstanbul en büyük kaybı, bu kente ruhunu veren Rumlar olmuştur. Belli bir “zamanaşımı”nın ardından, mekanik bir soğuklukla bahsediyoruz çoğu zaman ama evlerinden, vatanlarından kitleler halinde sürülen İstanbul Rumları, hep aynı hasretin sıcaklığıyla yaşadı. Yunanistan ’da kendilerini hiçbir zaman evlerinde hissetmediler. Her karışında anılar bıraktıkları İstanbul ’a özlemle yaşadılar ve çoğu o hasretle yaşama veda etti. Müsaadenizle şahsi bir anı aktarmak istiyorum. Atina’nın bir mahalle tavernasında oturuyorduk. Orada yaşayan dostumuzu ziyarete giderken, yanımızda Türkiye ’den rakı götürmüştük. Tavernada şişeyi açtık. Bütün gözler bizim masaya çevrildi. Anladık. Bütün masalara dağıttık şişedekini. Ardından, masamıza konuk olan İstanbullu bir Rum, “Siz bilmezsiniz İstanbul ’u, bir de ben geldiğimde gezdireyim sizi” derken gözleri dolu dolu olmuştu. Emin olun, milliyetçi efsanelerle büyümüş, “Tanrı Dağı kadar Türk” bir arkadaşı oraya ışınlasanız, onun bile gözleri dolardı o hasret karşısında...

İmroz’un Türkleştirilmesi İstanbul Rumlarının tarihi, kültürü ve hayatına dair çalışmaları yayımlamak üzere kurulan İstos Yayıncılık’ın ilk kitabı İstanbul Rumları: Bugün ve Yarın, 2006’da düzenlenen İstanbul ’da Buluşma başlıklı konferansta sunulan tebliğleri derliyor. Zoğrafyon Lisesi Mezunları Derneği’nin katkılarıyla hazırlandığı anlaşılan kitabın, İstanbul Rumlarının geçmişlerine ve bugünlerine dair önemli ve derli-toplu bir referans olduğunu belirtmeye gerek yok herhalde. İstos’un çıkış bildirgesi gibi de değerlendirilebilecek “Önsöz”de, “Bizler ‘nostalji’yle yetinmek arzusunda değiliz. Rumların ve diğer ‘azınlık’ toplulukların nostaljikleştirilmesine, ‘miraslaştırılmasına’, ‘geçmiş güzel günlere’ dair hoş bir seda olarak görülmesine karşıyız. Milliyetçi dışlayıcılığa karşı olduğumuz gibi Rumların Türkiye ’nin siyasal ve toplumsal gerçekliğinden bağımsız, sevimli bir folklorik unsur haline getirilmesine de karşıyız. Nostaljiyi halihazırda devam eden pratikle ikame etmek arzusundayız” ifadelerine yer veriliyor. Dolayısıyla, geçmişe dair meseleleri güncelle birleştiren 2006 konferansının belgelerine yer veren bir kitapla yola çıkmak doğru bir tercih olsa gerektir... 25 kadar belgeye ve bir yuvarlak masa toplantısının çözümüne yer veren kitapta, İstanbul Rumlarının tüm kritik tarihsel dönüm noktalarına değiniliyor. Elbette sadece İstanbul Rumları değil, örneğin 1946’da 10 Karadenizli ailenin yerleştirilmesiyle başlayan “İmroz’un Türkleştirilmesi” süreci de ele alınıyor, Antakyalı Rum Ortodoksların İstanbul maceraları da... Ve tabii, İstanbullu Rumların Atina’daki durumları herkesin ilgisini çekecektir. Atina’da “Polites” (Şehirliler) olarak anılan İstanbullu Rumlar hakkında kısa bir bölümü buraya da aktarabiliriz: “İstanbullu Rumların Atina’daki farklı kültürünün izini sürmeye başlamanın en güzel mekanı Paleo Faliro bölgesidir. Faliro’da yaşayan pek çok İstanbullu Rum, başka İstanbullulara yakın olmak ve İstanbul mamullerine daha kolay erişmek için şehrin bu bölgesine yerleşmeyi tercih ettiklerini ifade ediyorlar: Baklavadan günlük taze yufkaya, Boğaz’ın mevsimlik balıklarına kadar her şey, Rumların İstanbul ’daki dükkanlarına atfen Rio, Riviera ya da Sabuncakis olarak adlandırdıkları şarküterilerde, restoranlarda ve pastanelerde bulunabiliyor. Atina’daki İstanbullu Rumlar, kendilerini kurumsal olarak da ayrı tutuyorlar: Farklı cemaat merkezlerinde, spor kulüplerinde, mezun derneklerinde, mahalle oluşumlarında toplanıyorlar...”

Olan ‘isimsiz’ insanlara oluyor “Sevimli”, değil mi? Ama tıpkı kitabın önsözünde belirtildiği üzere, vatanlarından koparılan Rumları “sevimli bir folklorik unsur” olarak görmek, yaşanan acıların üzerini sevimli bir perdeyle örtmek anlamına da gelebiliyor. 6-7 Eylül (1955) olaylarıyla, 1964 Rum sürgünüyle sevimli sevimli barışmak pek mümkün değil. Kıbrıs’taki Britanya üslerinin yitirilmemesi için iki halkı birbirine düşüren güçler, Yunanistan ile Türkiye arasındaki gerilimi artırıyor, bu kayıkçı kavgasında olan yine “isimsiz” insanlara oluyor; “Türkler” gelmeden çok çok uzun zaman önceden beri İstanbul ’da yaşayan insanlar, bütün köklerini bırakıp memleketlerini terk etmek zorunda kalıyordu. “Türkler” tırnak içinde, çünkü Osmanlı’nın tüm Müslüman unsurlarını “Türk” kimliği altında toplayan Cumhuriyet, Osmanlı döneminde neredeyse tüm Türklerin on binlerle kıyımdan geçirildiğini ve aslında adı dışında Anadolu toprakları pek de “Türk” kalmadığını muhtemelen biliyordu... İstanbul ’un ve Anadolu ’nun bu “Türkleşme” sürecini Rumların penceresinden izlemek için de iyi bir kaynak İstanbullu Rumlar kitabı. Elbette kitaptaki tüm görüşlere katılmak zorunda değilsiniz. Verilerden hareketle kendi yorumlarınızı yapabilme olanağınız her zaman var. Özellikle her olguyu kendi tarihsel gerçekliği içinde ele almayı salık veren bir yöntemi kullanırsanız, kabul etmezsiniz belki ama yaşananları anlarsınız ve son dönemde hayli revaçta olan “kimlik siyaseti”nin kitaptaki kimi temsilcilerinden farklı olarak, “emperyalizmin rolü” üzerine daha fazla düşünmeye başlayabilirsiniz. Güncel Suriye meselelerine bakıldığında, “ emperyalizm ” denen şeyi, hem tarihimizde yarattığı acılarla, hem de güncel tehditlerle birlikte ele alarak tartışmak önemli olsa gerektir...

© Copyright 2012, istos yayıncılık
istos yayıncılık  Mumhane Cad. No: 39 Aziz Andrea Manastırı Hanı Kat 5 Karaköy/İstanbul
Tel: +90 212 243 41 61 Faks: +90 212 292 79 75 E-posta: info@istospoli.com




yükleniyor